Teknoloji Haber ve Bilim Teknik Konuları

Gelecekte araba kazaları olmayacakSubscribe Subscribe

  • yazar
  • October 12th, 2009
  • Comments Off




Volvo XC60 model aile tipi:araçtaki bilgisayarla lazer sensörleri öndeki aracın hızına göre frene basıp aracı aniden durduruyor.

Yeni araba teknolojileri, trafik kazalarını azaltmaya yöneldi: Uzak hedefte sürücüsüz, arabayı kaza olasılıklarına karşı “yolunda tutan” arabalar var.

Çarpışma erken uyarı sistemleri frenleri kendiliğinden devreye sokacak… Daha şimdiden, ESC (geliştirilmiş denge denetim) sistemleri, sürekli olarak direksiyonun açısını ve aracın yönünü denetliyor ve tek araç için kaza olasılığını %29-35, birden çok aracın karıştığı kaza olasılığını da %15-30 oranında azaltıyor.

Otoyol boş olduğundan, bir anlığına gözünüzü yoldan ayırıp arabanın merkez konsolundaki elektronik göstergeye bakıyorsunuz. Ekrandaki sayıları bir çırpıda okuduktan sonra gözlerinizi yeniden ön cama çeviriyorsunuz, ortalık yoğun bir sisle kaplanmış. Göz gözü görmediğinden arabayı öylesine sürüyorsunuz. Ayağınızı fren pedalına uzatmanıza kalmadan stop lambası kırmızısı bir ışığın cama yansıdığını görüyorsunuz. Bir yandan lanet okurken, bir yandan da var gücünüzle frene basıyorsunuz. Kör karanlıkta ansızın beliren bozuk arabaya bindirmenize ramak kalmışken aracınız duruşa geçiyor.

Soluk almanıza fırsat kalmadan ortalığı parlak ışıklar kaplıyor ve yolcu kabininden kahkahalar yükseliyor. O anda Ford’un VIRTTEX adlı Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin sürüş benzeşim laboratuvarında olduğumu fark ediyorsunuz. Yumurta biçimindeki büyük simülasyon kabininde uzmanlar tümden güvenli, ancak son derece inandırıcı sanal gerçeklik koşulları altında birtakım sürüş deneyleri yapıyorlar.

Deneyin ardından VIRTTEX laboratuvarının teknik şefi Mike Blommer son aşamada ön camda beliren uyarı ışığının Volvo marka araçlardaki erken çarpışma uyarı biriminden kaynaklandığını belirtiyor. Aracın önündeki trafiği radarlar ve kameralarla izleyip tehlikeli bir durum sezdiğinde sürücüyü uyaran bu sistem, elektronik bir koruyucu melek işlevini görüyor.

Bu sistem trafik kazalarını önlemeyi amaçlayan son kuşak gelişmiş güvenlik aygıtlarından yalnızca biri. Bu tür aygıtlara şimdilerin en üst düzey araba markalarında rastlanmakla birlikte, söz konusu teknolojiler giderek daha düşük maliyetli araba ve kamyonlarda da yaygınlık kazanıyor.

BİR SONRAKİ AŞAMA

Kaza önleme teknolojisinin bir sonraki aşamada sürücünün araya girmesine gerek kalmadan frenlerin kendiliğinden devreye girmesini sağlaması ve böylelikle çok daha etkili olması bekleniyor. Uzmanlar yirmi otuz yıl içinde gelişmiş arabaların kazaları önleyici özelliğe sahip olacaklarına, hatta belli bir aşamada sürücüye bile gerek kalmayacağına inanıyor.

Arabalarda bu tür yeniliklere gidilmesinin ardında yatan unsurlar belli. ABD’de 2006’da 6 milyon motorlu araç kazası oldu: 39 bin ölü, 1.7 milyon yaralı. Bu kazaların %95 kadarını arabalar ve düşük tonajlı kamyonlar yapıyor. İstatistikler trafik kazalarının genellikle sürücü hatasından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Arabalarda daha yoğun otomasyona gidilmesini körükleyen iki neden daha var. Bunlardan ilki dünyada araba kullananların ortalama yaşının hızla yükselmesi. Yaş ilerledikçe sürücülerin yeti ve becerilerinde meydana gelen düşüşü teknoloji kapatabilir ve böylelikle gerek sürücünün, gerekse yoldaki öteki insanların can güvenliğini sağlayabilir.

İkinci neden ise, şimdilerde daha az enerji tüketen çevre dostu arabaların çok revaçta olması. Bu yönde harcanan çabaların büyük bir bölümü enerjiyi daha tasarruflu kullanan motorların yapılmasına odaklansa da, mühendisler çok daha hafif arabalar üreterek bu hedefe ulaşabilir. Ne var ki, hafif sıklet arabalar genellikle pek sağlam olmuyor ve çarpışmalarda çok daha ciddi hasar görüyor. Kazaları önleyen arabalar bu olumsuzluğu bir biçimde giderebilir.

İLK KUŞAK GÜVENLİK

Kazaları önleyen ya da kazadan doğacak zararın etkisini olabildiğince azaltan ilk kuşak teknolojilerin bir bölümü çoktandır bildiğimiz teknolojiler. Emniyet kemerleri, hava yastıkları ve burkulma bölgesi gibi donanımlar, kaza durumunda sürücüyü ve yolcuları koruyor. 1978’de piyasaya sürülen ABS frenler, frene sert basılması durumunda hızın hemen kesilmesine olanak tanıyor ve aracın denetimden çıkmasını önlüyor. TCS sistemleri aracın patinaj yapmasını önlüyor ve buna bağlı olarak da sürücü aşırı hız yaptığında aracın tümden denetlenmesini sağlıyor.

Kısaca ESC olarak bilinen geliştirilmiş denge denetim sistemleri ise sürekli olarak direksiyonun açısını ve aracın yönünü denetliyor. Mercedes ve Toyota şirketlerinin araştırmaları, ESC sisteminin tek araç için kaza olasılığını %29-35, birden çok aracın karıştığı kaza olasılığını da %15-30 oranında azalttığını ortaya koyuyor. ESC aynı zamanda araç algılayıcıları, işletim aygıtları ve bilgisayarların hep birlikte kullanıldıkları ağ tabanlı iletişime dayalı yeni kuşak güvenlik sistemlerinin de temelini oluşturuyor. Güvenlik sistemleri arasında en ilgi çekenler, kazaların önlenmesine yardımcı olan ya da olası kaza durumunda sürücüyü uyaran teknolojiler. Önden çarpma uyarı sistemlerinin belkemiğini iki araç arasında belirli bir mesafeyi ya da zaman aralığını radar verilerine dayanarak koruyan oldukça yeni uyarlayıcı sürüş denetim aygıtları oluşturuyor.

KENDİLİĞİNDEN FREN

Günümüzün kaza uyarı sistemleri gelecekte kazanın önlenmesi amacıyla frene kendiliğinden basan ya da aracın yoldan çıkmasını önleyen teknolojilerin de kaynağı sayılıyor. Ne var ki, bu teknolojilerin sağlıklı biçimde uygulanabilmeleri için bir 10 yıl daha beklemek gerekiyor.

Yolda şerit tutma sistemlerinin temelini dikiz aynasının üzerine iliştirilen video kameraları oluşturuyor. Bu kameralar yoldaki işaretleri izliyor ve sürücü dalgınlık, dikkatsizlik ya da sarhoşluk gibi nedenlerden ötürü şeritten çıktığında, aracın bir yanındaki fren sistemini devreye sokarak rotadan çıkan aracın yeniden şeride girmesini sağlıyor.

Şerit tutma sistemlerine benzer bir başka sistem de aracın yanlarına iliştirilen ses ötesi ya da radar algılayıcılar sayesinde kör noktalarda araç sürücülerini uyaran kör nokta belirleyici sistemler. Piyasada bulunan ve sürücünün hazırlıksız yakalanmasını önleyen bu sistemler kör noktalardaki araçları saptıyor ve yan dikiz aynalarındaki uyarı lambalarını devreye sokarak sürücüyü uyarıyor. Araba üreticileri şimdilerde araçlarla yolun altyapısı arasında bağlantı kuran daha düşük maliyetli kablosuz bir iletişim yönteminin geliştirilmesine çalışıyor. Araçtan araca ya da araçla yol arasındaki bu sistemler sayesinde sürücünün görüş alanının ötesini görmesi bekleniyor. Şimdilerde gelişme aşamasında olan tüm bu güvenlik sistemleri ve kendiliğinden sürüş teknikleri, tam anlamıyla güvenli ve kusursuz duruma getirildiğinde sürücüsüz arabalara geçilmesi hiç beklenmedik bir olay olmasa gerek.

Nitekim, araştırmacılar bu tür arabaların yaşamımıza girmesinin mümkün olduğunu çoktan kanıtladı. 2007 yılında “Boss” adı verilen bir sürücüsüz araba ile çok sayıda başka sürücüsüz araba, Victorville Kaliforniya’da gerçeğe özdeş koşullardaki bir caddede öteki araçlarla birlikte yol aldılar. Kendi kendini idare edebilen araba ve kamyonlar Gelişmiş Savunma Araştırma Projeleri Kurumu’nun robot araçların yaşamımıza girebileceğini kanıtlamak üzere düzenlediği bir yarışa katıldı.

Yarışın ardından General Motors şirketinin yönetim kurulu başkanı G. Richard Wagoner Jr. sürücüsüz arabalarını 10 yıl içinde piyasaya sürebilecekleri yönünde bir kestirimde bulundu. Böylesi bir kestirim son derece iyimser olsa gerek. Ne var ki, robot arabaların çok uzak bir olasılık olmadığı da bir gerçek.





Comments are closed.