Venüse Yolculuk Ertelendi
By admin | April 22, 2008
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) fırlatma için yeni bir tarih belirlemedi. ESA ertelemenin, fırlatma rampasında meydana gelen bir arızanın keşfiyle ertelendiğini belirtti.
Avrupa’nın bu çarÅŸamba günü gerçekleÅŸtirmeyi düşündüğü Venüs seferi ileri bir tarihe ertelendi.
Arıza giderildikten ve uzay aracı temizlendikten sonra fırlatmanın birkaç gün içinde gerçekleştirileceği açıklandı.
Venüs’e gönderilecek uzay aracının çarÅŸamba günü Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılması planlanıyordu.
Uzay aracının gelecek yıl Venüs yörüngesine ulaşarak, gezegenin yüzey ve hava sistemi haritasını çıkarması, ısı değişikliklerini, bulut ve gaz oluşumları ile rüzgar hızlarını incelemesi öngörülüyor.
Ay’a benzeyen gezegen
GüneÅŸ’e uzaklık bakımından ikinci, büyüklük bakımından altıncı gezegen olan ve GüneÅŸ ile Ay’dan sonra gökyüzündeki en parlak cisim olan Venüs, sabah yıldızı veya akÅŸam yıldızı olarak da adlandırılıyor.
İç gezegen olduÄŸundan teleskopla bakıldığında Ay gibi safhalar gösteren Venüs gezegenini, ilk olarak 1962′de Mariner-2 uydusu ziyaret etti. Bunu, Pioneer Venus, Sovyet Venera-7 ve yüzeyin ilk fotoÄŸraflarını gönderen Venera-9 ve diÄŸerleri takip etti.
En son olarak, Venüs etrafında yörüngede dönen ABD uydusu Magellan, radar kullanarak Venüs’ün detaylı haritalarını oluÅŸturdu.
Bir günü bir yıldan uzun
Magellan uydu radarından elde edilen veriler, Venüs yüzeyinin çoÄŸunun lav akıntılarıyla kaplı olduÄŸunu gösterir. Sif Mons gibi birkaç büyük volkan (Hawaii veya Olimpos Dağı’na benzer) vardır.
Venüs birkaç sıcak noktada hala volkanik olarak aktiftir, çoğu kısım jeolojik olarak son birkaç yüz milyon yıldır oldukça sakindir. Venüs üzerindeki en eski arazi yaklaşık 800 milyon yaşındadır.
Küçük meteoritler Venüs’ün yoÄŸun atmosferinde yüzeye ulaÅŸmadan yanıp tahrip olur. Venüs üzerindeki kraterler gruplar halinde görülür, ki bu büyük meteorların atmosferde parçalanarak yüzeye ulaÅŸtığını gösterir.
Venüs doÄŸudan batıya doÄŸru döner ve bir Venüs günü 243 dünya günüdür. Venüs’ün GüneÅŸ etrafındaki yörüngesi çembere yakın olup yörüngesindeki dönüşünü 225 Dünya gününde tamamlar. Yani bir Venüs günü, bir Venüs yılından daha uzundur.
Dünya benzeri Venüs
Venüs ile Dünya bazı yönlerden birbirine benzer. Venüs’ün çapı, Dünya’nınkinin yaklaşık yüzde 95′i ve kütlesi de yaklaşık yüzde 80′i kadardır.
Her iki gezegen de genç yüzeylere sahiptir, yani yüzey özellikleri yakın zamanda (300-500 milyon yıl önce) oluşmuş ve eski yüzey özellikleri erozyonlar, lav akıntıları gibi etkilerle tahrip edilmiştir. Yoğunlukları ve kimyasal yapıları benzerdir.
Venüs’ün yüzeyindeki atmosfer basıncı dünyanınkinin 90 katıdır. Bu da yaklaşık Dünya okyanuslarının 1 kilometre derinliÄŸindeki basınca denktir.
Yüzde 95′i karbondioksitten meydana gelen atmosferde sülfirik asitten ibaret kilometrelerce kalın bulut tabakaları vardır. YoÄŸun atmosferi, sera etkisi yaratarak sıcaklığı 400 santigrat dereceye yükseltir, ki bu da kurÅŸunu eritebilir.
Venüs’ün manyetik alanı yoktur, bunun yavaÅŸ rotasyonundan dolayı olabileceÄŸi düşünülür. Atmosferin manyetik alanı olmadığından güneÅŸ rüzgarı atmosferin derinlerine iÅŸler.
Topics: Yeni İcatlar, BuluÅŸlar ve KeÅŸifler | No Comments »
ArÅŸimet’in 2 bin yıl önce Roma gemilerini aynadan yansıttığı güneÅŸ ışınlarıyla yaktığı ‘efsanesi’nin ikinci saÄŸlaması da baÅŸarısız.
By admin | April 22, 2008
ArÅŸimet’in 2 bin yıl önce Roma gemilerini aynadan yansıttığı güneÅŸ ışınlarıyla yaktığı ‘efsanesi’nin ikinci saÄŸlaması da baÅŸarısız.
Yaklaşık 2 bin yıl sonra, ArÅŸimet’in ‘Sirakuza efsanesi’nin ikinci saÄŸlaması yapıldı. Yunanlı matematikçinin, tarihi yazıtlardaki Roma gemilerini aynalardan yansıttığı güneÅŸ ışığıyla yaktığı söylencesi doÄŸrulanamadı.
Efsaneye göre ArÅŸimet, Sirakuza’ya saldıran iÅŸgalci Roma filosunu geri püskürtmek için ya cam ya da bronzdan olduÄŸu düşünülen bir alet kullanmış, bununla güneÅŸin güçlü ışınlarını gemilere odaklayarak alev almalarını ve sonunda tüm filonun yanmasını saÄŸlamıştı.
Discovery Channel’da bu tür mitleri araÅŸtıran ‘MythBusters’ programıyla iÅŸbirliÄŸi yapan ABD Arizona Üniversitesi ve Massachussetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araÅŸtırmacıları, ArÅŸimet’in efsanevi ölüm ışınlarını tekrar yarattı. 80 yıllık eski bir balıkçı teknesini Roma filikalarının yerine koyan ekip, 28 metrekarelik bir bronz ve cam aynayla önce 45 metreden yangın çıkarmaya çalıştı.
Bu giriÅŸim teknenin ahÅŸabından duman çıkmasına sebep olsa da alev yaratmadı. Daha sonra aynı iÅŸlem 22 metreden denendi. Bu kez de kendi kendine sönen küçük bir alev ortaya çıktı. Bu deneme efsaneyi ne doÄŸruladı ne de çürüttü…
MythBusters prodüktörü Peter Rees, büyük ihtimalle efsanenin ‘bir efsaneden ibaret olduÄŸunu’ söylerken MIT profesörü David Wallace ise “ArÅŸimet’in bunu baÅŸarıp baÅŸarmadığını kim söyleyebilir ki? Dehası unutulmamalı” dedi.
Topics: Yeni İcatlar, BuluÅŸlar ve KeÅŸifler | No Comments »
Ay Yüzeyindeki Toz Kitlesi Aya Yolculuğu ve Keşifi Zorlaştırıyor
By admin | April 22, 2008
NASA’nın milyarlarca doları gözden çıkardığı Ay’da insanlı uzay üssü projesinin en büyük zorluklarından biri astronotları elbiselerine yapışan Ay tozları. Uzmanlar bunların insanlara ne gibi biyolojik zararlar verebileceğini henüz bilmiyor.
Ay’da yürüyen astronotlara göre tozlardan kaçış olanaksız, çünkü uyduda her yer bunlarla kaplı. Apollo astronotları tozların gözlerine kaçtığını söylemişti. Ay tozları Apollo’nun optik cihazlarını bozmuş, uzay arabasına kadar girmiş, uzay elbiselerine yapışmıştı. Tozları yuttuğu belirlenen Apollo mürettebatından Harrison Schmitt’te alerjik belirtiler görülmüştü. Astronotlar tozların kesif kokusunu hâlâ anımsıyor.
Apollo mürettebatı Ay tozlarının kısa bir sürede Ay otomobilini ve uzay elbiselerine bulaÅŸtığını belirtiyor. Tozlarının içinde Dünya’da bulunmayan minerallerin olması uzmanları düşündürüyor.
Ay tozu yeryüzündeki tozlardan çok daha vahşi. Ay tozlarının son derece yüksek bir sürtünme etkisine sahip olduğunu biliniyor. Dünya’daki rüzgar ve su gibi faktörler tozların kenarlarını yuvarlarken, Ay tozları bu etkilere maruz kalmadığından kenarları son derece sert, köşegen ve keskin oluyor. Ay tozları meteorların, kozmik ışınların ve Güneş rüzgarlarının Ay’ın yüzeyini dövmesiyle kayalardan kopan parçalardan oluşuyor.
BİYOLOJİK ETKİLERİ BİLİNMİYOR
Konuyu araştıran NASA uzmanları Ay tozlarına uzun süre maruz kalınması durumunda mekanik cihazların aksaması bir yana, nefes almada sorunlardan ciddi akciğer hastalıklarına kadar bir çok risk sayıyor. Örneğin, 1972 yılında Ay’a giden Apollo 17 ekibinden Harrison Schmitt’te Ay tozuna bağlı olarak alerji çıkmıştı.
Apollo astoronotları yüzeydeki yürüyüşlerinin ardından elbiselerine yapışan Ay tozları ile kapsüle girmiş ve kasklarını çıkardıklarında da havaya kalkan tozları yutmuşlardı. Ay’a ayak basmalarından sadece bir saat sonra Apollo astronotları, özel elbiselerinin ay tozuyla kaplandığını söylemişti.
Şimdiye dek yüzeyde yapılan yürüyüşler bir kaç saati aşmadığından Ay tozlarının insan sağlığına ne gibi olumsuz etkilerinin olabileceği tam olarak kestirilemiyor. Ancak uzay üssünde saatler değil, haftalar ve aylar geçirecek astronotlar için Ay tozları ciddi tehlike oluşturabilir. Dünya’ya getirilen numune Ay tozlarında yapılan incelemeler, bunların birtakım garip kimyasal özellikler içerdiğini ortaya koydu.
AGGLUTINAT MİNERALİ KORKUTUYOR
Toz parçaları sadece birkaç mikron büyüklüğünde, dolayısıyla akciğerlerin içlerine kadar ulaşmaları oldukça kolay. Bilim insanları astronotları uzun süre maruz kalmaları durumunda akciğerlerinin bu tozlarla dolabileceğini vurguluyor.
Tozlar ayrıca, meteorlardan gelen agglutinat adlı bir mineral içeriyor, ki bu minerale henüz Dünya’da rastlanmadı. Kısaca insan vücuduna olumsuz etkileri önceden tahmin edilemiyor. Köşegen kenarları nedeniyle Aly tozlarının insan vücudunda kanca etkisi yaparak yaralanmalara yol açacağı düşünülüyor.
APOLLO’DAN BERİ UNUTULMUŞTU
NASA uzmanları astronotların Ay tozuna maruz kalma risklerini asgariye indirmek için, tozları elbiselerden çekecek elektrostatik cihazlar üretmeyi planlıyor. Ancak tozların biyolojik etkilerinin irdelenmeden alınan bu tip önlemler yetersiz kalacak.
ABD’li bilim insanları Ay tozu incelemelerini Apollo uçuşlarından sonra rafa kaldırmıştı. Uzmanlar biyolojik deneyler için en az 100 ton Ay tozuna gereksinim olduğunu vurguluyor, Apollo mürettebatı ise bunun sadece yüzde 1’ini Dünya’ya getirmişti.
Not: The New Scientist ve Wired dergilerinden yararlanılmıştırThe New Scientist ve Wired dergilerinden yararlanılmıştır.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Akdeniz Küresel Isınmadan Etkilenecek
By admin | April 22, 2008
Uluslararası bir araÅŸtırma, 21′inci yüzyılda Avrupa kıtasında küresel ısınmadan en olumsuz etkilenecek bölgelerin Akdeniz havzası ve Alpler olduÄŸunu belirledi.
Alpler’de sıcaklığın artması Avrupa’ya da yansıyacak
Avrupa’daki 16 araÅŸtırma enstitüsünün çalışmasıyla hazırlanan ve ‘Science’ dergisinde yayımlanan raporda, küresel ısınmanın bugünden 2080′e kadar Avrupa’da çevre ve topluma yapacağı etki incelendi.
Rapora göre Avrupa’daki tüm bölgeler arasında, küresel ısınmadan en çok etkilenecek bölge Akdeniz havzası olacak. Isınma sonucunda, tahminlere göre bölgede ÅŸu etkiler yaÅŸanacak:
Hava sıcaklıklarının artması ve yağışların azalması kuraklığın ortaya çıkmasına yol açacak.
Kuraklık nedeniyle orman yangınları çıkacak ve tarım alanlarının büyük bir bölümü kaybolacak.
Akdeniz halklarının yüzde 14-38′i su sıkıntısı çekilen bölgelerde yaÅŸamını sürdürecek.
Avrupa ısınıyor
AraÅŸtırmaya göre, küresel ısınma, Alpler’deki kar tabakasını da olumsuz etkileyecek. Alpler’de bugün 1,300 metre rakımda kar tabakası bulunurken, bu yükseklik gelecekte 1,500-1,700 metreye kadar çıkacak.
Bu durumda kayak yapılabilecek alanlar azalacak ve Avrupa’da ortalama hava sıcaklıkları 2080′e kadar 2.1 ile 4.4 derece artacak.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Türkiye iki yeni uydu için hazırlıklara başladı
By admin | April 22, 2008
Türksat Uydu HaberleÅŸme ve Kablo TV A.Åž, Türkiye’nin uzaydaki yörüngelerinin yanı sıra uydu müşterilerini kaybetmemesi için 2 yeni uydunun hazırlıklarına baÅŸladı
Şirket, 2007 yılı sonunda ömrü bitecek Türksat 1C uydusunun yerine
kısa sürede gerçekleştireceği ihaleyle yeni bir uydu fırlatmayı
planlarken, 2014 yılında operasyonel ömrünü tamamlayacak Türksat 2A
uydusunun yerine de Türkiye’de yapılacak yerli bir uyduyu uzaya
göndermeyi planlıyor.
Türksat Uydu Haberleşme ve Kablo TV A.Ş Genel Müdürü Osman Dur,
AA’ya yaptığı açıklamada, 2003′te Monaco’da Eurasiasat ÅŸirketinde
göreve baÅŸladığında Türksat’ın 106 milyon dolar borcu, 7,7 milyon
dolar operasyon gideri, 6 milyon dolar geliri bulunduğunu, yaptıkları
çalışmalarla borçları ödediklerini ve bugün 5 milyon dolar nakitleri
bulunduÄŸunu belirtti.
Gelirlerin 6 milyon dolardan 27 milyon dolara çıktığını, operasyon
giderlerinin ise 2 milyon dolara gerilediÄŸini anlatan Dur, Türkiye’nin
bugüne kadar Türksat 1A, Türksat 1B, Türksat 1C ve Türksat 2A olmak
üzere 4 uydu fırlattığını ancak bunlardan hiçbir teknolojik yetkinlik
kazanamadığını söyledi.
Yeni bir uydu fırlatmaya ihtiyaç olup olmadığını
deÄŸerlendirdiklerini, Türkiye’nin yörüngelerini koruyabilmesi ve
müşterilerin devamının sağlanması amacıyla uydu fırlatılmasına
gereksinim duyulduÄŸunu anlatan Dur, Bakanlar Kurulu’nun yeni uydu
tedariki konusunda Türksat A.Åž’ye yetki verdiÄŸini ifade etti. Dur,
şöyle devam etti:
”Uyduların ömürlerine baktığımızda Türksat 1B’nin ömrü bitmiÅŸ
durumda. Türksat 1C’nin de 2 yıllık ömrü var. Alcatel ile ortak
olduğumuz Türksat 2A uydumuz da var. Uyduların durumu incelendiğinde,
gerçekten pazar var ve şu anda Türksat 1C kadar bir uydu attığımız
takdirde, attığımız gün dolabilecek müşteri kapasitesine sahibiz.
Türksat 1C’nin yüzde 95′i dolu. Önümüzdeki dönemde gerçekten uyduya
ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Hazır müşterilerimiz var ve bundan sonra
2 yörüngemiz boşalacak. Bu yörüngelerden ikisine de uydu atmamız
gerekecek. Bu nedenle 2 yeni uydu için hazırlık yapıyoruz.”
-ŞARTNAME FİRMALARA GÖNDERİLDİ-
Uluslararası Telekomünikasyon BirliÄŸi’nin ülkelerin hangi
yörüngeleri kullanacağına karar verdiğini, bir uydunun ömrü bittiğinde
2 yıl içinde yeni bir uydu atmak gerektiğini vurgulayan Dur, Türksat
1B uydusunun yerine Türkiye yeni uydu atmadığı ve 2008′in baÅŸlarında
Türksat 1C uydusunun ömrünün de bitecek olması nedeniyle yeni uydu
fırlatmasının bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
Dur, yeni uydu için şartnameyi hazırladıklarını ve firmalara
gönderdiklerini, kısa sürede süreci tamamlayacaklarını bildirdi. Dur,
”Yeni uydunun yapımını kısa sürede ihale edeceÄŸiz. Bu süreci 3 ay
içinde tamamlamayı planlıyoruz” dedi.
Yeni uydunun yapımında Türk mühendislerin katkısının
düşünülmediğini ancak bazı personelin yapımda görevlendirileceğini
belirten Dur, ”Türksat 1C için uydu yaptırıyoruz. Türksat 2A’nın
yerine de bir uydu atmamız gerekiyor. Bu uydunun yerine gönderilecek
uyduyu Türkiye’de yapalım istiyoruz” diye konuÅŸtu.
-TÜRKSAT SERİSİ BİTEBİLİR-
Osman Dur, Türkiye’nin 31, 42 ve 50 derecede yörüngeleri
bulunduğunu, 31 derecede operasyonel ömrü devam eden ancak hizmet ömrü
biten Türksat 1B uydusu bulunduğunu, bu uydunun yakında çöplüğe
atılacağını belirtti.
Türkiye’nin bu uydunun yerine 2007 sonuna kadar uydu atması
gerekmediğini, 2007 yılı sonunda ise yörüngenin kaybedilmemesi için
Türksat 1C’nin bu uydunun yerine kaydırılacağını kaydeden Dur, yeni
uydunun ise 42 dereceye yerleştirileceğini belirtti. Dur, 2014 yılına
kadar yeni uydu ile Türksat 2A’nın aynı yörüngeyi kullanacağını ifade
etti.
Türksat 1C’nin yerine gönderilecek uydunun yeni jenerasyon
teknolojiler içereceğini belirten Dur, uydunun isminin henüz
belirlenmediğini, Türksat serisini değiştirebileceklerini belirtti.
Osman Dur, ”Çünkü tarihimizde uzayla ilgili çalışmalar yapmış birçok
insan var. Belki bunlardan birisinin ismi de verilebilir ama kafamızda
ÅŸu anda bir ÅŸey yok” dedi.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Aşık Olma Süreci 3 Dakika İçerisinde Beliriyor
By admin | April 22, 2008
                                                                                         Â
İlk görüşte aşkın doğru olabileceğini kanıtlayan uzmanlara göre, beyin, âşık olup olmadığına bu sürede karar veriyor.
VİYANA’daki Ludwig Boltzmann Enstitüsü davranış bilimcisi Karl Grammer, ilk bakışta aÅŸk için 3 dakikanın yeterli olabileceÄŸini ortaya çıkardı. Tezi, ABD’li bilim adamlarınca da doÄŸrulanan Grammer, “AÅŸkta akla fazla yer yok. Çünkü bir kiÅŸinin baÅŸka birinden hoÅŸlanıp hoÅŸlanmadığına, beyin bağımsız karar veriyor. Biz sadece neticeyi hissediyoruz. Bu da en fazla 3 dakika sürüyor” dedi.
GRAMMER’e göre, istem dışı bu süreçte kiÅŸi, karşı cinste vücut yapısı, simetri, davranış biçimi ve mimiklere dikkat ediyor. Bilinçaltı, bu verileri sistematik bir ÅŸekilde deÄŸerlendirip karara varıyor. Alınan kararda, koku ve çevrenin de önemli rolü oluyor. Grammer, “Normalde hiçbir zaman âşık olamayacağınız bir kiÅŸi, uygun ortamda sizi çarpabilir” diyor.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Pire Genlerinden Muhteşem Lastik Üretildi
By admin | April 22, 2008
Pirelerin boylarına göre devasa mesafeler zıplamasını sağlayan protein, genetik bilim teknikleriyle laboratuvarda üretildi.
BBC-”Resilin” adlı proteni üreten böcek genini ayırmayı baÅŸaran araÅŸtırmacılar, muhtemelen damar hastalıklarının tedavisinde kullanılabilecek süper güçlü bir polimer elde etti.
Resilin genini meyve sineğinden elde eden bilimadamları daha sonra bunu geni koli basili hücrelerinde çoğaltarak resilin proteini sağladı.
Avustralya Uluslar Topluluğu Bilim ve Fen Araştırma Örgütü tarafından yapılan araştırma Nature adlı saygın bilim dergisinde yayımlandı.
Resilinin böceklere olağanüstü hareket kabiliyeti bahşettiği yaklaşık 40 yıl önce çöl çekirgesi ve yusufçuk böcekleri üzerinde yapılan çalışmalardan bu yana biliniyor.
Resilin sayesinde böcekler boylarını yüzlerce kat geçen mesafeleri zıplayabiliyor; kimi durumlarda kanatlarını saniyede 200 kez çırpabiliyorlar.
Çok elastik
Bu protein, yüke dayanıklılığı ve eski şeklini geri alabilmesi açısından en kaliteli lastik ürünlerinden daha etkileyici.
Suni resilin proteini üzerinde yapılan deneyler benzer özelliklerin korunduğunu gösterdi.
Araştırmacılar, böcek genlerinden elde ettikleri bu polimeri tıptan sanayiye çok farklı alanlarda kullanabileceklerini düşünüyor.
Bu kullanım alanlarından biri, insanların hastalıklı atardamarlarının tedavisi olarak görülüyor.
Nature dergisindeki yazıda, resilinin insan damarlarındaki elastin proteinine benzediğini söyleyen bilimadamları, çalışmalarının damarlara esneklik kazandırmaya yarayabileceğini belirtiyorlar.
Halihazırda damarların esnekliğini kaybettiği durumlarda doktorlar en çok ilaçla tedaviye başvuruyor.
İngiltere’den Profesör Roger Greenhalgh, ”Resilin araÅŸtırması henüz ilk aÅŸamasında, ama ileriki yıllarda böceklerden elde edilen özellikleri insanlara nakletmeyi baÅŸarırsak bu gerçekten ÅŸahane olur” diyor.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Bilişim Sektörü Olimpiyatları Sevdi
By admin | April 22, 2008
Bilişim olimpiyatları sevdi, spora yöneldi
Olimpiyat pastasında en büyük dilim altyapıyı hazırlayan biliÅŸimcilere düşünce, ÅŸirketler özel birimler oluÅŸturmaya baÅŸladı….
Atina Olimpiyatları’nda en büyük pastayı biliÅŸim firmaları kaptı. Almanya’da düzenlenen milyar dolarlık Dünya Kupası organizasyonunda da biliÅŸim firmaları öne çıkıyor. Olimpiyatları kendi ülkesine ve ÅŸehrine taşımak isteyen ülkeler büyük yatırımlar yapıyor. Üstelik tanınmış ÅŸehirler bile durgunlaÅŸan ekonomilerini olimpiyatlar aracılığıyla canlandırmaya çalışıyor. Olimpiyat Oyunları nedeniyle ÅŸehirlere yapılan milyar dolarlık harcamalarda aslan payını da biliÅŸim firmaları alıyor. Åžehirde, olimpiyatlar öncesi ve sırasında yapılan hazırlıklar büyük önem taşıyor. Siemens bu tür büyük spor etkinlikleri için yeni bir birim oluÅŸturdu. Atina Olimpiyatları’nın altyapısını hazırlayan Siemens, İstanbul’da düzenlenen Formula 1 yarışlarının da teknik altyapısını hazırladı. Söz konusu çalışma 10 milyon dolara mal oldu. Atina olimpiyatlarının sadece güvenlik harcamaları 400 milyon dolar tuttu. Ulaşım altyapısı, stadyumlar konaklamalar derken, dev organizasyonların bütçesi milyar dolarlara ulaÅŸtı. Futbol Dünya Kupası, Olimpiyatlar milyar dolarlık yeni bir iÅŸ olarak gündeme geldi. Siemens, 21 AÄŸustos’ta İstanbul’da gerçekleÅŸtirilecek ilk Formula 1 yarışı için inÅŸa edilen yeni Grand Prix pistini son teknolojiye sahip bir altyapıyla donattı.Elektrikli ÅŸalt cihazı, ışıklandırma kurulumu, kurulumu, entegre yarış elektroniÄŸi ve iletiÅŸim sistemlerini içeren eksiksiz bir çözümün planlanmasını, kurulumunu ve teslimatını içeren teknolojik altyapının maliyeti 10 milyon Euro’yu buluyor.
F1 İÇİN 40 MÜHENDİS
Dünyanın en modern motor sporları tesislerinden biri olarak deÄŸerlendirilen Istanbul Park çok kısa bir süre içinde tamamlanabilmesi için 40 Siemens mühendisi günde ortalama 15 saat süreyle tesiste görev yaptı. Planlama, teslimat ve kurulumun yanı sıra, Siemens ayrıca fiber optik ve bakır kablo tabanlı veri ve telekomunikasyon altyapısının ve stadyum genelinde kullanılacak bir telefon sisteminin (PBX) teslimatını da gerçekleÅŸtirdi. Formula 1 yarışlarının gerçekleÅŸtirileceÄŸi İstanbul Park’ta görüntü ve anons sistemleri, zamanlama sistemi, dijital video ve güvenlik sistemi gibi tüm yarış operasyonları da Siemens teknolojisinin imzasını taşıyor. Siemens Türkiye CEO’su Dr. Zafer İncecik, “Formula 1 ve Türkiye’deki motor sporlarına önemli bir katkı yapabildiÄŸimiz için gururluyuz. Karmaşık ve teknik açıdan üstün çözümler uygulama yeteneÄŸimizi gösterme imkanımız oldu” ifadesini kullandı
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Yeni Gezegen KeÅŸfedildi Bulundu
By admin | April 22, 2008
AÄŸustos ayında keÅŸfedilen ‘10. gezegenin’ bir uyduya sahip olduÄŸu bildirildi. Bilim adamları tarafından yapılan duyuruya göre, GüneÅŸ Sistemi’nin ‘en uzak gezegeni’ etrafında dönen uydunun diÄŸer gezegenlerin uydularına göre çok daha farklı olduÄŸu bildiriliyor.
AÄŸustos ayında bazı bilim adamları tarafından 10. gezegen olarak nitelenen, geçici olarak “Xena” ismiyle çaÄŸrılan nesnenin bir de uyduya sahip olduÄŸu açıklandı. AraÅŸtırmacılara göre, bu uydunun Xena’nın 10. gezegen olup olmadığı konusunda tartışan bilim adamlarına yardımcı olabilir.
Öte yandan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden bilim adamları, “Gabrielle” olarak adlandırılan bu uydunun daha önce görülen uydulara hiç benzemediÄŸini söylüyor. Bilim adamları uydunun Xena ile karşılaÅŸtırıldığında çok küçük kaldığını ve bunun sıra dışı bir durum olduÄŸunu belirtiyor.
10 metrelik Keck II ve Hubble Uzay Teleskopu ile yapılacak daha ayrıntılı gözlemlerin konuya ışık tutması bekleniyor. Yeni verilerin 14 gün içinde elde edilmesi bekleniyor.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Samanyolu’ndan 8 kat büyük gökada keÅŸfedildi
By admin | April 22, 2008
Amerikalı gökbilimciler, kainatın ilk zamanlarında ortaya çıkan ve Samanyolu’ndan 8 kat büyük bir gökadanın keÅŸfedildiÄŸini açıkladılar.
Uzay Teleskop Bilim Enstitüsü yetkilileri, yeni keşfedilen bu gökadanın çok büyük olmasının gökbilimcileri şaşırttığını söylediler.
Yeni keÅŸfedilen gökadanın çok uzakta, diÄŸer galaksilerin “genç ve küçük” olduÄŸu bir yerde bulunduÄŸunu belirten yetkililer, bugüne dek bilim adamlarının kainatın ilk döneminde oluÅŸan gökadaların, sonradan oluÅŸanlara göre daha az yıldıza sahip olduÄŸunu düşündüğünü ve bu keÅŸfin ÅŸaşırtıcı olduÄŸunu kaydettiler.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Hubble ve Spitzer teleskoplarını kullanarak bu keÅŸfi yapan ekipte yer alan California Teknoloji Enstitüsü astronomi profesörü Richard Ellis, bu keÅŸfin çok ÅŸeyi açığa vurduÄŸunu belirterek, “Bu gökadanın, galaksilerin büyük bölümünün çok eskiden oluÅŸtuÄŸunu gösterdiÄŸini” söyledi.
“Evren, ÅŸu anki yaşının yüzde 6’sına sahipken bile, bu gökada, samanyolunun 8 katı büyüklüğünde bir yıldız topluluÄŸuna sahipti” diye konuÅŸan Ellis, gökadanın uzaklığının doÄŸrulanmasının, kainat tarihinin daha eski zamanlarında galaksilerin daha yoÄŸun ÅŸekilde oluÅŸtuÄŸunu göstereceÄŸini ifade etti.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
« Previous Entries Next Entries »
