Su Yüzeyinde Yürümek Mümkün Oluyor
By admin | April 22, 2008
Çin’in Chengdu kentinde yaşayan lise öğrencisi olan Wang Wenting’in icadıyla İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçmek isteyenlerin hayalleri gerçek oluyor. Hem de yorulmadan, ıslanmadan.
Wenting, icadını mümkün olduğunca az enerji harcayarak su üzerinde kalabilen ördeklerden ilham alarak geliştirdiğini söylüyor.
Dört yılda bitirdi
Wenting’in su üzerinde yürüyüşü sağlayan ayakkabılar için farklı malzemeler denemesi ve geliştirme süreci dört yıldan uzun sürmüş.
180 santimetre uzunluğundaki ayakkabılar bir çift ördek yüzgecine benziyor.
Ayakkabılar yaklaşık 500 yuana (yaklaşık 85 YTL) mal oluyor.
Wenting, şimdiden bir firmanın kendisine ürünü daha da geliştirme ve pazarlama için teklifte bulunduğunu söylüyor.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
49 yıl aradan sonra tekrar Ay’a gidilecek…
By admin | April 22, 2008
Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), 2018 yılında Ay’a inileceğini açıkladı. Proje 104 milyar dolara malolacak.
49 yıl sonra gerçekleştirilmesi planlanan ilk insanlı ay gezisi programı, 104 milyar dolara mal olacak. NASA Başkanı Michael Griffin, ilk kez 1969’da inilen Ay’a bu kez çok daha gelişmiş bir teknoloji kullanılarak gidileceğini vurgulayarak, ‘Apollo programına benzer, ancak çok daha gelişmiş bir program olacak’ dedi. Programda dört astronot kullanılacağı ve bunların 4 ile 7 gün arasında bir süre için uzayda kalacağı bildirildi.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Işınlarnma Olayı Gerçek Oldu
By admin | April 22, 2008
‘ Işınlama ’ gerçek oldu
Bilim adamları atomlararası özellik iletimini, 1 milimetreden kısa bir mesafede de olsa başardılar.
Teleportasyon’ adı verilen bu yöntemle, atomlar, enerji, hareket, manyetik gibi kuantum özelliklerini birbirlerine aktarıyorlar. ‘ Işınlama ’ ya da atomlararası ‘kuantum aktarımı’nın başarılması, gelecekte üretimi öngörülen kuantum bilgisayarlarını mümkün kılacak. Son derece hızlı çalışacak olan kuantum bilgisayarlarının raflara çıkmasının 10 yıldan fazla sürmesi bekleniyor.
ABD’den National Institute of Standards and Technology öğretim üyesi David J. Wineland ve Avusturya’dan Innsbruck Üniversitesi’nden Rainer Blatt başkanlığındaki ekibin çalışması, atomların fiziksel özelliklerinin birbirleri arasında alışverişini sağlıyor.
Çalışma üzerine Nature dergisinde bir makale yayımlayan Dr. Wineland, aktarımın şimdilik sadece 1 milimetre’den küçük bir mesafe içinde yapılabildiğini, ancak gelecekte daha uzun mesafeler arasında da aktarım yapılabileceğini belirtti.
EŞLENEN ATOMLAR ÖZDEŞLEŞİYOR
Dr. Wineland ‘ Kuantum aktarımı’ çalışmasını beril atomları arasında gerçekleştirdi. Avusturyalı ekip ise, aynı işlem için kalsiyum atomu kullandı. Her iki çalışmada da, bir atomun içinde bulundurduğu kuantum özellikleri diğer eş-atoma aktarıldı.
EİNSTEİN’ I ‘ KORKUTAN ’ YÖNTEM
Bilim adamları, laboratuvar ortamında atomları birbirleri ile ‘entaglement’ denen, Albert Einstein’ın el yazmalarında “korkutucu” diye tarif ettiği, bir yöntemle eşliyorlar. Bu eşlemenin doğası gereği, bir atomun edindiği özelliği, ya da tam tersini, eş-atomu da otomatikman üstleniyor. Özelliklerin iletimi için, eş-atomlar arasındaki mesafe önem taşımıyor. Atomlar teorik olarak kilometrelerce uzakta olasalar dahi, özelliklerini ‘ Kuantum aktarımı ’ ile değiş tokuş edebiliyorlar.
Işınlama süresi sadece milisaniyelerle ifade ediliyor.
Kaynak : ntvmsnbc
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Uzay Çalışmaları Aerospace
By admin | April 22, 2008
UZAY ÇALIŞMALARI
Hava Kuvvetlerinin Yeni Vizyonu “AEROSPACE”
Bugüne kadar ülke savunması kapsamında her türlü görevi sahip olduğu hava araçları vasıtasıyla yerine getiren Türk Hava Kuvvetleri; uzaydan azami şekilde istifade edilmesini çağın gereği olarak görmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti 2002 Yılı Uzay Faaliyetleri Raporu
Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanımı Komitesi (UBAKK) Bilimsel ve Teknik Alt Komitesi 2003 yılı toplantısı 17-28 Şubat 2003 tarihleri arasında 52 ülke ve 11 uluslar arası kuruluşun katılımıyla yapılmıştır.
Uzaya Türk Astronot
Türk Silahlı Kuvvetleri, uzaya bir Türk astronot gönderme projesinde atağa kalktı. Hava Kuvvetleri Komutanlığının koordinasyonuyla Türk Uzay Ajansı’nın çalışmalarının tek bir merkezde toplanmasını da dikkate alan Genelkurmay Başkanlığı, orta vadede Amerikan uzay programları çerçevesinde bir Türk subayını astronot olarak yetiştirip uzaya göndermeyi planlıyor.
Uzay Arge Projesi Sözleşmesi İmzalandı
17 Eylül 2001 tarihinde hazırlıkları başlatılan Uzay ARGE Projesi, 10 Aralık 2002 tarihinde TÜBİTAK başkanlığında oluşturulan konsorsiyum ile sözleşme imzalanarak yürütülmeye başlandı.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Bilim Teknik Dergisi Ocak 2008 Sayısı
By admin | February 12, 2008

.
.
PDF formatında dergiyi okumak isteyenler için:
Topics: Bilim ve Teknik | 1 Comment »
İnsanlığın Oluşumu ile ilgili Hipotez ve Görüler
By admin | February 3, 2008
İlk İnsan tohumunu Dünya ya dişi zeki varlıklar ekmiştir görüşü:
Bu görüşü savunanların temel dayanagı metafizik’tir. Günümüzde UFO ların varlığı dahi büyük bir tartışma konusu iken böyle bir görüşü ortaya atmak hayalperestlikten başka bir şey olmasa gerek. Bu görüşü savunanların gösterdiği kanıtlar ise ayrı bir tartışma konusudur. Bu görüşe göre ;
Bugun bilinmeyen dünya dışı zeki varlıklar (U.F.O = United Flying Objectives =Kimligi belirlenemeyen ucan cisimler) henuz insanın ortaya cıkmadıgı bir zamanda dünyamızı ziyaret etmişler ve ilk insan tohumunu ekmişlerdir.Insanlıgı yeryuzune getirip ektikten sonra insanların evrimini incelemek için sık sık dünyayı ziyaret etmişlerdir.Yine bu goruse gore uzaylılar gunumuzde kozmik degisimi izlemek üzere su anda gezegenimizi inceleme altına almışlardır. Insanların ruhu vardır ve bu ruh kozmik amaca gore kendisini geliştirmek yani evrimini en iyi şekilde tamamlamak zorundadırlar.
Aynı gorusteki insanların gösterdikleri kanıtlar ise: Sumer tabletleri, Mısır uygarlıgı…
Sumer tabletlerinde garip yaratıklar var.Ornegin iki yüzlü kuyruklu ama iki ayak uzerinde yürüyen masal kahramanları.Ama bu goruse gore aslında bunlar ne masal kahramanı ne de hayal .Bunlar o donemde ınsanları ziyarete gelmiş olan UFO’ların genetik bilimini kullanarak bazı canlıların genetik yapısını degistirerek baska canlılara cevirerek elde ettikleri sonuc.. Gerekce ise günümüzde kopyalanan kuzu DOLİ ve GENETİK biliminde gelişen diğer önemli olaylar.Bu gorusu savunan insanlar nasıl ki gelecekte Genetik Bilimini kullanarak bir koyundan farklı bir canlı (örneğin konusabilen iki ayakları üzerinde yürüyebilen koyunlar verilebilir) yapılacaktır.İşte bu canlıyı gunumuzden binlerce yıl once UFO lar gezegenimizde yapmışlardır. (Daha ayrıntılı bilgi için bir başka şarlatanımız olan :Eric Van Daniken, Sfenksin Gözleri, Tanrıların Arabaları )
Ve yine aynı goruse gore; aslında biz insanlar birer denegiz.Uzaylılar yukarıdan bir deney yapmaktalar ve bu kez kafeste olan bizleriz.Cunki onlarda kendi evrimlerinin nasıl oldugunu anlayabilmek icin boyle bir yol bulmuslar.Denek: Insan Deneyin yapıldıgı ortam ise Dünya gezegeni.
Bu gorusteki en ilginc yan Yine Sümer tabletleri:Sümer tabletlerinde günes sistemini anlatan tabletler var.Ve bu tabletlerden birisinde merkezde bir küre cevresinde dolanan on iki tane top var .Yani gezegen.Yani 12 tane gezegen. Arastırmacı Zekeriyya …… ‘a gore bu on ikinci gezegen gunessisteminin içerisinde bulunuyor ve bir zamanlar bu gezegenin yorungesi dunyanın yakınlarından gecmis.
Bu gorusu savunan iki baska arastırmacı da (aynı zamanda UFO larla konustuklarını iddia eden birer medyum olan) Virginia Essene ve Tom Kenyon.Bu iki arastırmacı ve medyuma gore : “UFO lar su anda gezegenimizi inceleme altına almıslardır.Cunku yakın bir gelecekte (bu tarihi Nostradamus ta vermis ) gezegenimiz bir foton kusagına girecek ve baska bir boyuta gececegiz” diyorlar.Bu medyumların konustukları UFO’lar ise “geçmişte bizim bildigimiz pramitleri yapan Mısır uygarlıgını kendileri sayesinde oldugunu iletiyorlar.Mısıra bilim ve teknoloji getirdiklerini bu yüzden bu gezegen üzerinde hiç gorulmedik bir ilerleme kaydettiklerini soylemekteler.” Aynı yardımı Sümerler için de yaptıklarını soylemekteler. Bu yaratıklar baska bir boyutta yasıyorlar ve insanın 2000 yıllarının basında gecirecegi kozmik evrimi incelemek üzere su anda dunyayı deteylı bir sekilde incelemekteler. (Bu konuda daha fazla bilgi için: Hathor Bilgileri ,Tom Kenyon & Virgin Essene , Akaşa yayınları)
Sumer tabletleri gercekten icerdigi bilgi bakımından cok degisik bilgiler icermekte.Örnegin Sümerler çok tanrılı bir dine inanıyorlar ama bakıyorsunuzki tabletlerde Bizim inançlarımıza paralel olaylar var .Örnegin Eyup Peygamber hikayesi,Nuh Tufanı, İnsanın çamurdan yaratılısı, ….(Daha fazla ayrıntılı bilgi için : Kur’an, Tevrat ve İncilin Sumerdeki Kökeni, Müzeyyen İlmiye Çığ Tarih Sümerde Baslar , Samuel Noah Kramer )
BU GORUSUN BILIMSELLIGI KONUSUNDA
Bu gorusu savunanlar hipotez ileri sürmenin ötesine geçememişlerdir.Bu sadece hipotezdir.Bu hipotez üzerinde hiçbir şekilde deney yapılamaz gözlem yapılamaz, Kesin kanıt diye niteleyebileceğimiz bir bulgu yoktur.Bilimsel degildir.Ayrıca İnsan vücudunda bulunan bütün proteinler bu gezegen üzerinde yaşayan yaratıklarla benzerlik gösterir.Bu da insanlığın bu gezegen üzerinde evrimleşerek bu güne geldiğini gösterir.
Hatta “Human Genom Project” kapsamında insanlarda hastalıklara neden oldugu saptanmış gen dizilerinin, örneğin “sistik fibrozis” e neden olan gen dizisinin, bir maya türü olan “Saccharomyces cervisea” da işlevsel bir proteini kodlayan gen dizisi ile aynı oldugu saptanmıştır.Bu mayanın çeşitli alt türleri incelendiğinde buna benzer (yani insanda daha degişik işlevleri yüklenmiş) durumlar saptanmıştır.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Dünyamızdaki Radyasyon Miktarı Ölçüldü
By admin | February 3, 2008
Dünya’nın radyasyonu ölçüldü
Bilim insanları ilk kez Dünya’nın tabii olarak yaydığı radyasyonu ölçtü. Japonya’da kurulan bir merkezde bilim insanları, nükleer çürümenin Dünya merkezindeki ısıya katkısını araştırıyor.
Güncelleme: 18:40 TSI 08 Ağustos 2005 PazartesiKAMİOKA - Dünya’nın merkezinde açığa çıkan ısı, üst katmanlardaki sıvı demiri tetikliyor ve böylece manyetik alanlar oluşuyor. Dünya’nın merkezinde üretilen ısının kaynağı, bilim insanları için hala bir soru işareti. Sondaj kuyularında yapılan incelemelerden Dünya’nın merkezinde 30 ila 44 terawatts ısı çıkardığı tahmin ediliyor.
Bilim insanları bu ısının önemli bir kısmının radyoaktif elementlerin çürümesinden gerçekleştiğini tahmin ediyor. Dünya’nın toplam içerdiği uranyum ve toryum kütlesini hesaplayan jeologlar, radyoaktivitenin Dünya ısısının 19 terawatt’lık bölümünü ürettiğini düşünüyor.
SIR KÜPÜ ‘ANTİ-NÖTRİNO’LAR
Dünya’nın merkezindeki radyoaktif oluşumlar hakkında daha güçlü yargılara varmanın en sağlıklı yolu anti-nötrino adı verilen parçacıklardan geçiyor. Bu parçacıklar, nötrino denen yüksüz ve ağırlıksız partiküllerin anti-maddesi sayılıyor. Anti-nötrinolar uranyum ve toryumun çürüyerek kurşuna dönüşmesi sonucunda açığa çıkıyor. Bilim insanları şöyle düşünüyor; “eğer anti-nötrinolar Dünya’nın merkezinde bir yerlerde meydana geliyorsa, o halde ulaşılabilir olmalılar”, çünkü anti-nötrinolar maddelerin içinden geçebiliyor.
Anti-nötrinolar katmanların ve mantonun da nükleer kompozisyonu konusunda ipuçları verecek. Anti-nötrino sayım çalışmalarında bilim insanları gelecekte çoklu detektörlerden oluşan bir ağ kurarak parçacıkların tam olarak kaynağını tespit edebilecek.
KAMLAND ANTİ-NÖTRİNO DETEKTÖRÜ
Japonya’daki Kamioka kentindeki KamLAND adlı anti-nötrino detektörü, bir süredir anti-nötrino tespitleri yapıyordu. Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, Dünya’nın merkezinden saniyede santimetre kare başına 16.2 milyon anti-nötrino fışkırdığını tespit etti.
Ancak bu tespite göre, bu yükte anti-nötrino üreten radyoaktivitenin Dünya’nın merkezinde 60 terawatt’lık bir ısı yaratabilecekken, açığa sadece 24 terawatt çıkması, bilim insanlarının kafasını karıştırıyor. Bu sonuca ilişkin olarak, KamLAND ekibinin başı Hawaii Universitesi uzmanı John Learned, anti-nötrino ölçümleri konusunda henüz yolun olduklarını vurguluyor.
Anti-nötrino hesaplamaları Dünya’nın çekirdeğindeki ısıyı meydana getiren radyoaktif oluşumları açıklayacak. Çekirdekten yayılan ısının başka nedenleri de var, örneğin sıvı demir ve nikelin kristalizasyonu ısının artmasına katkıda bulunuyor.
Kaynak: The NewScientist
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Uzay tarihinde bir ilk olan yörüngede mekik onarım işlemi başarıyla tamamlandı
By admin | February 3, 2008
Houston Discovery uzay mekiğinin mürettebatı uzayda bir ilki daha gerçekleştirdi. Uzay tarihinde bir ilk olan yörüngede onarım işlemi başarıyla tamamlandı.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), fırlatılışı sırasında gövdesinin altında hasar oluşan Discovery uzay mekiğinde onarımın başarılı bir şekilde tamamlandığını açıkladı.
Yer’den 400 kilometre yükseltide yörüngede yapımı süren Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) kenetlenen Discovery‘nin astronotu Stephen Robinson, mekik gövdesinin altında seramik ısı kalkanında oluşan 2 santim boyunda iki çıkıntıyı elektrikli testere kullanmadan eldivenli eliyle çekti, aldı. Uzayda bir mekikte ilk kez böyle bir onarım yapıldı.
Columbia uzay mekiğinin 1 Şubat 2003′te Yer’e dönerken Teksas eyaleti semalarında 63 kilometre yükseltide 7 astronotuyla parçalanmasının nedeni mekiğin seramik karolarının zarar görmesi olduğundan, bugünkü onarım büyük önem taşıyordu. Discovery, biri Hintli, biri İsrailli 7 mekik astronotunun öldüğü Columbia kazasından beri sefere çıkan ilk uzay mekiği oldu.
Columbia’nın Şubat 2003′te Florida Cape Canaveral uzay üssü rampasından fırlatılırken, yüzlerce ton sıvı hidrojen yakıtının kanat altı sıcaklık yalıtım malzemesi köpük katmanından bavul büyüklüğünde parçayı kopardığı saptanmıştı. Bu parça mekiğin seramik karolarını parçaladı ve Yer’e dönüşte atmosfere girişte 2000 derecelik sürtünme sıcaklığı mekiği üç parçaya ayırdı.
20 BİN KM HIZ
NASA, UUİ mürettebatının çektiği fotoğrafları inceleyerek, mekiğin gövdesinin altından 2 adet 2.25 cm uzunluğunda contanın sarktığını tespit etmişti. NASA mühendisleri, bu 2 contanın mekiğin saatte 20 bin kilometreyi aşan hızla atmosfere girişi sırasında sıcaklığın çok tehlikeli biçimde yükselmesine yol açabileceğini düşündü.
Bu onarım için görevlendirilen astronot Stephen Robinson, UUİ’nin robot kollu cihazıyla Discovery’nin gövdesinin altına indi. Robot kollu cihazı diğer astronotlardan James Kelly kontrol etti.
Houston’daki NASA yetkililerinden Wayne Hale, bugünkü işlem başarısız olduğu taktdirde yarın yeniden yapılacağını söylemişti.
Görevin kolay olduğunu, ama titizlik gerektirdiğini belirten astronot Stephen Robinson ise mekiğin altındaki ısıya dayanıklı esnek seramiklerin çok hassas olduğunu söyledi.
Astronot, ısıya dayanıklı seramiklerin tamiratı konusunda eğitim aldıklarını belirtti.
NASA yetkilileri de en çok bir aletin seramiklere zarar vermesinden çekiniyordu. Bu nedenle astronot alet çantasını sırtında taşıdı.
Discovery’nin Cumartesi günü UUİ’den ayrılarak Pazartesi günü Florida’daki üsse dönmesi bekleniyor.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Nasa World Wind Programı ile Dünyamızın Harekerlerini Zoom yaparak izleyin
By admin | February 3, 2008
Dünyamızın hareketlerini rüzgarları dünyanın her bölgesine zoom yapma özelliğiyle NASA World Wind Programı çok işinize yarıyacağına eminim…ama biraz fazla boyutları 180mb cık kdr
eğer program hakkında daha geniş bilgi almak istiyorsanız NASA dan bakabilirsiniz…
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
Satürn’ün uydusu Titan’ın fotoğrafları Cassini uzay aracı tarafından çekildi
By admin | February 3, 2008
Satürn’ün yörüngesine giren Cassini uzay aracı, gezegenin uydusu Titan’ın ilk fotoğraflarını çekmeyi de başardı.
Bu görüntü, yaklaşık 339 bin km uzaklıktan çekilen ilk
fotoğrafın büyütülmüş hali. Fotoğrafta, uydunun yüzeyindeki
değişik yüzey şekilleri farklı koyulukta görülüyor. Titan’ın güney
kutbunda, 450 km genişliğindeki açık renkli bölge ise metan bulutları.
Titan’ın fotoğraflarında 450 km genişliğinde tek parça bir bulut görülüyor. Cassini fotoğrafları yaklaşık 320 bin km uzaklıktan çekti. Görüntülerdeki yuvarlak bir şekle sahip nesnenin dev bir krater ve düz çizginin ise hidrokarbon ırmağı ya da bir fay hattı olabileceği düşünülüyor.
Bilim adamları Titan’da, yeryüzünde yaşamın ortaya çıkmasından önce var olan kimyasalların bulunduğunu düşünüyorlar. Büyüklüğüyle başlıbaşına bir gezegen olabilecek Titan’ın atmosferi Dünya’nınkinin yaklaşık bir buçuk katı daha yoğun. Atmosferde karbon temelli organik bileşenlerin bulunduğu biliniyor. Bilim adamları, uyduda hidrokarbon denizlerinin olduğunu da tahmin ediyorlar.
JEOLOJİK GELİŞİMİ SÜRÜYOR
Proje üyelerinden Elizabeth Turtle, uydunun halen devam etmekte olan jeolojik bir oluşum içinde bulunduğunu, rüzgar ve erozyonun gölleri veya ırmakları şekillendirdiğini belirtti. Fotoğraflarda, Titan’ın güney kutbu yakınlarında metandan oluşan bulutlar görülüyor. Kızılötesi görüntüler bilim adamlarını Titan ile ilgili görüşlerini değiştirmeye itti. Uydu yüzeyindeki parlak yerlerin buz, karalık yerlerin ise hidrokarbonlu olduğu düşünen bilim adamları, gerçeğin bunun tam tersi olduğunu belirtiyorlar.
Cassini, gelecek 4 yılda Titan’ı fazlasıyla inceleme fırsatı bulacak. Bu süre zarfında Cassini 45 kez Titan’ın yanından geçecek, Ocak ayında ise Huygens robotunu uyduya bırakacak. NASA-ESA ortak yapımı 3.3 milyar dolar değerindeki Cassini, uzaya fırlatıldığı 1997 yılından beri 3.5 milyar km yol aldı.
Topics: Bilim ve Teknik | No Comments »
« Previous Entries Next Entries »
